Ergenlik Dönemi Psikolojisi

Ergenlik Dönemi Psikolojisi
  • 1 Star
    Loading...

Ergenlik Dönemi Psikolojisi

Çocuklar, geleceğe gönderilen canlı mesajlardır. Biyolojik açıdan genler, çocukların ne olduğu veya olmadığına dair açık talimatlar içermektedir. Ancak, ham kabiliyetlerle yüklü olarak dünyaya gelen insan, eğitim ve öğretim sayesinde sürekli öğrenir, gelişir ve değişir.

Ergenlik dönemi hem aileler hem de çocuğun kendisi için çok önemli ve çok zor bir süreçtir. Bu dönemde çocuk pek çok sıkıntı yaşar; ergenin bu sıkıntıları yaşanmasının sebebi, kendini tanıma ve kişiliğini oluşturma sürecinden geçiyor olmasıdır. Oldukça sancılı olan bu süreçte ortaya çıkabilen duygusal ve davranışsal problemler, ergenlerin sosyal, akademik ya da kişisel yaşantılarında direkt etki yaratır.

 

Çocukların ergenlik döneminde en sık yaşadığı duygusal ve davranışsal problemlere baktığımızda:

  • Özgüven eksikliği
  • Kaygı
  • Korkular
  • Sınav kaygısı
  • Uyku bozuklukları
  • Depresyon
  • Sosyal uyumsuzluk ve sosyal fobi
  • Saldırganlık
  • Öfke kontrolü problemleri
  • Yeme bozuklukları
  • Tikler
  • Takıntılar
  • Madde bağımlılığı gelir.

 



 

Ergenlerde Beyin Gelişimi ve Güvenli Bağlanma Problemi

Bu dönemdeki bireylerin beyin gelişimi incelendiğinde ruhsal sorunlar için hem koruyucu hem de risk oluşturucu etkileri olduğu görülmüştür.

Ergenlik dönemi gelişimle ilişkili bir başka önemli konuda güvenli bağlanmadır. Bowlby bağlanmayı, bebeğe birincil bakım veren kişi (genellikle anne) arasındaki güçlü duygusal bağ olarak tanımlamaktır. Ancak yakın zamanda bağlanma tekrar kavramsallaştırılması ve yaşam boyunca oluşan tüm anlamlı ilişkileri ( ör, akranları, romantik partnerleri ) içine alacak şekilde genişletilmiştir.

Bağlanma kavramı bebeklik evresinden tutun da ergenlik, gençlik ve daha ileriki dönemlerde de kendisini göstermektedir. Özellikle ergenlik dönemindeki bireylerde karmaşık bir yapıya bürünerek, çocukluktan çıkış ve gençliğe geçiş arasındaki bocalamada kendisini gösterir.

Yapılan araştırmalar sonucunda çocuk ve ergenlerde görülen aile bireylerine bağlanma olgusu güvenli bağlanma ile sonuçlanabilir. Bu durumdaki ergen bireyler, okul, aile ve sosyal çevre ilişkilerinde daha başarılı ve saygılı olmaktadırlar. Ayrıca derslerde ve kendilerine verilen sorumlulukları yerine getirme konusunda ve psikolojik sorunlarla baş etme konularında da başarılıdırlar.

 

Ergenlik Dönemi

 

Bu konuda biraz daha netlik kazandırmak için detaya girmek gerekirse. Henüz ergenliğe girmeyen çocuklar ailelerinin gözünde, uslu, söz dinleyen, uyumlu bireyler olarak görülürler. Aynı şekilde çocuklar da dünyayı anne ve babalarından ibaret olarak görürler. Anne baba her zaman güçlüdür, onların söylediği her şey doğrudur. Kendileri ile ilgili herhangi bir durumda anne ve baba her zaman onlara destek olacaktır. Bu durum hem aile hem de çocuklar için oldukça makul bir durumdur. Aile bireyleri karşılıklı olarak güven ve mutluluk duyguları içerisinde bu dönemi geçirirler.

Fakat çocuk, ergenlik dönemine girmeye başladığında, dışarda da bir dünya olduğunu ve bu dünya da öğrenmesi ve deneyimleyebilmesi gereken birçok olay döndüğünü fark eder. Ergen artık tek başına bir bireydir ve özgürlük gibi bağımsızlık gibi kavramlar aileye olan bağımlılığın önüne geçmeye başlayacaktır.

 

Özgürlük ve Bağımsızlık Dürtülerinin Kontrolü

Ergen birey ilk olarak, duygusal ve psikolojik yönden aile bireyleri ile ayrılma amacı içerisindedir. Buna da bir bakıma bağımsızlık mücadelesi diyebiliriz. Ergen birey bu dönemde, dış çevreye karşı meraklıdır, bir an önce büyümek ve kararlarına saygı duyulduğunu görmek ister. Bu yüzdendir ki özgürlük ve bağımsızlık onun ana karakteri halini almaya başlamıştır. Ausubel’in bu durumu “kendini çocukluktan ve anne babanın hâkimiyetinden kurtarmak” şeklinde tanımlamaktadır.

Ergen birey bu dönemde çok daha fazla kaygı yaşamaktadır. Bunun ana nedeni de çocukluk döneminde sorumluluklarının olmayışı ya da ebeveynlerinin kontrolünde ve koruması altında bir yaşam sürmüş olmasıdır. Ergenlik ona bağımsızlık kazandıracaktır ama bunun başka bedelleri olabileceği düşüncesinden de tamamen yoksun değildir. Bundan dolayı, sosyal çevresinde, dış dünya da gezdiği gördüğü ortamlarda temkinli olmayı ve çoğu duruma karşı kaygı duymayı bilmektedir.

Bağımsızlık karakteri ergenlerde birdenbire gelişen bir olgu değildir. Ergen bireylerin bağımsızlık karakterine sahip olabilmelerinin ne kadar kolay olabileceğini sadece ergenlik dönemi belirlemez. Bağımsızlığa geçişi belirleyen ergen bireyin çocukluğundan itibaren aile içerisindeki ilişkilerin bütünüdür. İlişkiler ne kadar normal düzeyde olursa ergenlik dönemi sorunları da o derece normal bir seyirle atlatılabilir. Aynı şekilde bağımsızlık ta birdenbire edinilmediği gibi birden bire de vazgeçilecek bir karakter yapısı değildir.

Peki, bu geçiş dönemi nasıl olur? Geçiş dönemi aile tarafından önceden anlaşılabilmeli ve bu durum dikkate alınmalıdır. Geçiş döneminde olduğu anlaşılan ergene karşı aşamalı bir şekilde sorumluluk yüklenmelidir. Yüklenen bu sorumlulukla birlikte ergen, kendi kendine karar verme ve bağımsızlık duygusu kazanmış olacaktır.

Buna bağlı olarak yetişkinlik dönemine geçiş ergen için daha kolay olabilir. Özetle anne babanın kontrol derecesini, ergenin kabul edebileceği ölçüde azaltarak onun kendi kendini kontrol gücünü artırmasına yardımcı olmaları gerekmektedir.